www.sansuresansur.org

« Bir Önceki Vızıldanma |

26/2/2009

Ortaya Karışık

Yazmak istediğim bir dolu şey var ama aklımı toplayıp hepsi hakkında uzun uzun yazacak kadar vaktim yok o yüzden ortaya  aklıma ne gelirse döktürdüğüm karışık bir post söylüyorum...en azından içimde kalmasın..

* Geçenlerde Hürriyet'in ana sayfasında "İ..." Melih Gökçek'in web sitesinin yanar döner reklamına gözüm takıldı.(istemeyerekte olsa dayanamayarak sayfayı tıkladım ve 5 mega proje neymiş baktım(hayvanat bahçes, fuar alanı, din turizmi ,kale projesi falan fişmekan..ulan kızım Aslı sana ne İ.G nin projelerinden ayrıca  sen şu an İstanbul yaşıyorsun demeyin  merak ederim ben vee 8-9 senelik Ankara geçmişimişi bir çırpıda silmemi bekleyemezsiniz.. İ.G  (İ'nin açılımını bilmeyen yok sanırım??)nin 5 mega projesiiiii..Orlando da Paris te Hong Kong ta ve Tokyo da var!!Ve beni seçerseniz Ankara'da da olacak diyor İ.G..Bravo doğru bildiniz Disneyland..Doğrusu bu şimdiye kadar duyduğum en janjanlı ve komik seçim vaadi..Tarhan Erdem'in Hürriyet için yaptığı araştırmaya göre Yetişkin nüfusun içinde 15-34 yaş arası grubun oranı % 45.. Kemal Kılıçdaroğlu da websitesinin giriş yazısında Değerli İstanbullular , Değerli Gençler diye hitap etmiş...Siyasilerin bu vaatlerinin  ve gençlere seslenmesinin sebebini çok daha iyi açıklıyor sanırım bu %45..Bu arada Kemal Kılıçdaroğlunun İstanbul Aşkımız diye başlattığı seçim kapmyasından sonra web sitesinde türlü türlü  projeler görmeyi bekliyordum ama çok detaylı incelemediğimi itiraf etmekle birlikte İstanbul için hazrılanış yeni proje göremedim doğrusu..eğer vardı da ben göremediysem bu siteye bir çeki düzen verilmesi gerekiyor diye düşünüyorum..

* Pazartesi Salı iş için İzmir deydim..İzmir buz gb soğuktu ve toplantım 9 bucuğa kadar sürdü bu sebeple hayalini kurduğum Alsancak gezimi gerçekleştiremedim.. 3 yaşımdan 10 yaşıma kadar İzmir de yaşadım her İzmir'e gidişimde Kordon'un eski halini arıyor gözlerim..ama sanıyorum İzmirliler bu yeni halinden gayet memnunlar..bu arada İzmirliler kızmasın ama İzmirde maganda nüfusu inanılmaz artmış..Alsancak'ın göbeğindeki otelimden bir sokak öteye yürümek bu kadar gerici olmamalıydı!!

*  Ve günün ilk geyik konusu yağmurlu havada şemsiye taşıma adabı..bunu bayağ önce yazmak istiyodum ama kısmet olmadı..Bence şemsiye poşetlerinin içinde Türk insanı için  birer de şemsiye kullanma klavuzu  olmalı..Şemşiyenizi boş bir alanda açınız..rüzgarlı havada şemsiye açmayınız..şemsiyenizin boyu 50 cm den uzunsa kolunuzun altına yerleştirip yürümeyiniz , Frank Sinatra pozlarında şemsiyenizi sallamayınız arkadan gelen bir garibin yüzüne gözüne orasına burasına isabet edebilir..ıslak şemsiyenizi mekan için sallayıp sularından arındırmaya çalışmayınız ..vs  vs..Lütfen bu saydıklarıma dikkat edelim de yağmurlu günlerde sokakta yürümek işkence olmasın..

*Günün ikinci geyiği..açık büfe yemekte hangisi daha çirkin bir harekettir?Aç gözlüce yiyeceğinin on misli yemek alıp yarısını yiyememek tabakta bırakıp çöpe gitmesine göz yummak mı? (Kalanların çöpe gitmediğini varsayarsak) Yoksa yine yiyeceğinin on misli yemek alıp hepsini hazımsızlık çekmek uğruna mideye indirmek mi?

*ve günün aslifesli özlü vızıltısı " Zeki insanla aptal insan aynı işi yapıyorsa bu ya zeki insanıjn tembelliğinden ya da aptal insanın şansın kaynaklanır" bunu bu sabah düşündüm  neyin üzerine hiç sormayın:)

Ve Merail için bir not..blogspot accountum hazır çok yakında geçiş planlamaktayım ..yorum yazma konusunda haklısın ama ben yinede yorumlarını bekliyorum:)

sevgiler,


20/2/2009

İmkansız Periler..




Efendim ara ara tekrarladığım gibi  blogumun bir sosyal sorumluluk platformu olmak gibi bir misyonu yok  ama geçenlerde Fikrimühimden gelen maile kayıtsız kalamadım..ve Aslifesli'nin Peri Masalına ara verip (Zaten  masalın başındayız ve hala masal kahramanımıza bir isim bulabilmiş değiliz ) biraz  "İmkansız Periler"den vızıldanmaya karar verdim..

METRO Group Türkiye Temsilcilik Ofisi çalışanları ,METRO Group'un Milliyet Gazetesi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile işbirliği içinde yürüttüğü “METRO Group’un Çağdaş Kızları Projesi”nde  eğitim masrafları üstlenilen 1.000 kız öğrencinin hayat öykülerini   belgesel haline getirmişler.

Bu kız çocuklarının hayatını  20 gün gibi bir sürede ve 10 il gezerek belgesel film olarak hazırlayan ekip, bu minik fidanların hayallerini “İmkansız Periler” adlı bir kitapla bizlere duyurmak istemişler.. 

Kar amacı gütmeden satışa çıkarılan bu kitapların geliri yine kız çocuklarının eğitimi için oluşturulan İmkansız Periler fonuna yatırılacakmış..

“İmkansız Periler” kitabı tüm Real ve Metro Toptancı Market mağazalarında D&R’ın online satış sitesi olan www.dr.com.tr adresinden de internet yoluyla satın alınabiliyormuş...(ben yarın d&r dan almayı düşünüyorum henüz almadım efendim)

İşte size Türkiyem de kadın olma gerçekleri( Kaynak AA)

"Eğitim düzeyine göre iş gücüne katılım oranı, yüksek öğretim mezunu kadınlarda yüzde 70, lise altı eğitimlilerde ise yüzde 22 olarak gerçekleşiyor"

Karar alma mekanizmalarında kadın yönetici oranı Türkiye'de yüzde 6 iken, bu oran ABD'de yüzde 46, Rusya'da yüzde 39, Almanya'da yüzde 36, İngiltere'de yüzde 33, İtalya'da yüzde 29, Yunanistan'da yüzde 26. Parlamentoya katılım oranı ise Türkiye'de yüzde 9, İsveç'te yüzde 47, İspanya'da yüzde 36, Almanya'da yüzde 32, İngiltere'de yüzde 20, ABD'de yüzde 16, Yunanistan'da yüzde 14.

Köyden kente göçün yoğun olarak yaşandığı Türkiye'de, köyde iş gücünde yer alan kadın, kentte yeterli eğitim ve mesleki beceriye sahip olmadığı için kent iş gücü piyasasına giremiyor. İş gücüne katılmayan 100 kadından 63'ü neden olarak ''ev kadını'' olmalarını gösteriyor. Gelir azlığı nedeniyle çalışmak zorunda olanlar ise sosyal güvencesiz düşük statülü-gelirli işlerde istihdam ediliyor.
Ev ve iş yaşamını uzlaştırma konusunda sorun yaşayan kadınlar, çalışma yaşamlarını kısa sürede bitiriyor ya da kariyerde yükselme doğrultusunda tüm potansiyelini ortaya koyamıyor. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi yükümlülüklerle de baş etmek durumunda kalan kadın, kreş, gündüz bakımevi gibi sosyal destek kurumlarının da yeterli sayıda olmaması nedeniyle sıkıntı yaşıyor.
Kadınların yüzde 39'u ''yemeği yakma'', ''kocasına karşılık verme'', ''parayı lüzumsuz yere harcama'', ''çocukların bakımını ihmal etme'' ve ''cinsel münasebette bulunmayı reddetme''yi erkeklerin kadınları dövmesi için haklı bir neden olarak görüyor

Okur yazar olmayanların % 75 ini kadınların oluşturduğu..her 5 kadından birinin okuma yazma bilmediği..okuma yazma bilen kadınların %21,5'i nin herhangi bir eğitim kurumundan mezun olmadığı, yüzde 37,2'sinin ilkokul, yüzde 7,4'ünün ortaokul , yüzde 10,6'sının lise ve sadece yüzde 3,9'unun yüksek okul mezunu olduğu, ve olması gerekenin aksine bir sonraki jenerasyonun bir öncekinden daha geriye gittiği enteresan ülkemde birşeyleri değiştirmek için kıllarını kıpırdatamayan bizler bu imkansız perilere ışık tutarak bu ülkenin geleceğine ufak bir katkıda bulunabilir ya da en azından onları hayatla biraz daha barıştırabilir ..masalın onlar için de devam etmesine katkıda bulunabiliriz.

Ne dersiniz?

30/1/2009

Yumuşak başlı ama uysal olmayan koyunun yaptıkları


 

Tamam bu aralar pek gündemi takip edemiyor olabilirim..hatta öyle bir uçmuşum ki(bknz bir alttaki post) dün taksi radyosunda RTE’nin yerel seçim öncesi Baykal’a saydırma halleri esintili konuşmasınının ne dediğini o anda algılayamadığım bir  Amerikalı tarafından kesilmeye çalışmasını duyduğumda anlam veremedim. Neler oluyor yahu ? RTE’nin miting alanında bir Amerikalı Israil protestosu mu yapıyor filan? Yok ya da radyo iyi çekmiyor frekanslar karıştı?? Yok çüş Aslı daha neler..Kızım senin ablan kaç gündür sabahın köründe kalkıp akşamın bir saatine kadar Davos zirvesini hazır olda takip etmek için işine yollanmıyor mu? Neyse efendim eve vardığımda ablamla birlikte vakayi hayriyeyi görüntülü ayrıntılı yorumlu izledik.. Çok çok güldük sen çok yaşa RTE fütürsuz ,adabsız ,usulsüz konuşmaların bizi milletçe yerin dibine soktuysa da çok çok da güldürmeyi ihmal etmedi..günümüz şenlendi sen var ol eyy yüce RTE! Konusma o kadar çok hoşuma gittiki sabah gelip internetten tekrar tekar izledim..Bilhassa moderatörle yapılan karşılıklı el hareketi-itişip kakışma kısmı benim favorim..insan haklı davasında bu kadar mı haksız yere düşer..RTE nin belkide takdir ettiğim tek yanı bu nafile çabası....Türkiye’nin ortadoğu politikasını yaptığı son hamlelerle yerlebir etmenin ucunda köşesinde RTE ye biri lütfen ne yapsın etsin ama diplomasi ve uluslararası platformda nezaket kuralları 601  dersi versin acilen..Tamam  85 yaşındaki Şimon Peres sesini giriştikleri Gazze katliamını haklı göstermeye çalışırken gereğinden fazla yükseltmiş, hızını alamayıp eliyle RTE yi işaret etmiş olabilir, Washington Post yazarı dallama moderatör haddini aşmış RTE yi susması için dürtüklemiş zaman yönetiminde çuvallamış olabilir..ama bu RTE nin dünyanın en elit politik arenasında elit insan güruhunun önünde yok yaşlı Şimon, Katil Şimon , suç bastırıyosun Şimon ezgili konuşmalarını haklı gösterebilir mi?70 milyon kişiyi temsil eden bir kişi 8 kere düşünüp bir kere konuşmalıydı.. RTE yurtta kutlamalarla karşılanmış, sokağına karanfiller dökülmüş,istanbul metrosu gece 3:00 a kadar kapatılmamış...(sanki krallıkla yönetilioruz babanın metrosu mu demezler mi adama? Adama derler başbakana demezler tabii) Neyse efendim Peres telefon açmış RTE babadan özür dilemiş sesini yükselttiği için güya durum tatlıya başlamış sorun yokmuşmuş..sorun var mı yok mu çok yakında göreceğiz ..Hamas’ın seçimle geldiğini (ne yani seçimle şeriat gelse bizde kabul mi edeceğiz?)ve terör örgütü listesinden çıkarılması gerektiğini söyleyen RTE nin önüne PKK ve kürt azınlığı konusu aynı tarifle pişirilip getirelemez mi? Ya da Yahudi lobisi Obamanın ermeni soykırımı diye tutturmasına sessiz kalamaz mı?bence kalabilir.. Öfkeyle kalkan zararla oturur mu?Oturur..Tükiye arabulucuk konumundan taraf durumuna geçmiş olmaz mı ?Pek tabii olur..Peki İsrail ile bozulan ilişki bir anlamda Amerikayla bozulan ilişki demek değil midir? Şu saatlerde Gazzede RTE ye destek yürüyüşü yaplıyormuş Cuma çıkışı...iyi hoş..Allah büyük belki Türkiye bu işten yara almadan kurtulur mu diyeceğiz...Genel Kurmay açıklamayı yapıştırmış RTE nin unuttuğunu hatırlatmış ““Türkiye'nin tüm ülkelerle yürüttüğü ikili askeri ilişkilerde milli menfaatler doğrultusunda hareket etmek esastır”..Bu arada bizde pek doğal olarak maşetlere çıkan bu vakati vakvakiye Amerika ve Avrupa basınında siteye girip search yaptığınızda anca çıkıyor..bu şekilde çıkan ilk haberde RTE nin yurtta kahram gibi karşılanması oluyor...Alın işte 70 milyon algısı bir anda nasıl değişir görün..Ben karşılamada yoktum ya siz?

 

P.S. RTE nin salonu terk etmesi üzerine Emine Hanım gözyaşlarına boğulmuş sinirlerine hakim olamayarak..Tamam Akdeniz insanıyız duyguluyuz içteniz çoşkuluyuz filanda önerim Erdogan çiftinin en yakın zamanda (kulakları çınlasın eski müdürüme de tavsiye ettiiğim ) “Anger Management” terapisine katılmaları..

 

P.S. 2  RTE’den seçim öncesi artistik patinaj mı dersiniz bu ne prhiz bu ne lahana turşusu mu dersiniz ... ülkesinde yasaklattığı Youtube’tan Obama’ya Davos ta mesaj yollamış.. “Ben Sayın Obama'dan da Orta Doğu'ya yönelik gerek sessiz yığınların sesi, gerekse kimsesizlerin kimi olmasını bekliyorum” diğer bir açıklamasındada ben Youtube ‘a giriyorum sizde girin demiş..

PS3. Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim sözünün orjinali şuymuş "Yumuşak başlı isem uysal koyun değilim" Mehmet Akif Ersoy ..bunu da öğrenmiş olduk çok şükür..

15/1/2009

İyi ki doğdun Nazım..



"Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
Ölürsem kurtuluştan önce yani,
Alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
Hasan beyin vurdurduğu Irgat Osman yatsın bir yanımda
Ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
Kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.
Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
Seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
Tarlalar orta malı, kanallarda su
Ne kuraklık, ne jandarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
Toprağın altında yatar upuzun,
Çürür kara dallar gibi ölüler,
Toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben daha onlar düzülmeden,
Duymuşum yanık benzin kokusunu
Traktörlerin resmi bile çizilmeden.
Benim sessiz komşulara gelince,
Şehit Ayşe'yle ırgat Osman
Çektiler büyük hasreti sağlıklarında
Belki de farkında bile olmadan yoldaşlar,
ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
Ve de uyarına gelirse,
Tepemde bir de çınar olursa
Taş maş da istemez hani..."


Tesadüfen öğrendim ki bugün Nazım Hikmet'in doğumgünüymüş..(ek bilgi ;aslında esas doğumgünü 20 Kasım 1901 miş fakat sene kaybetmemesi için ailesi nüfusa kaydını 15 Ocak 1902 de yaptırmışlar..)günlerdir televizyonda ve gazetelerde  tekrar vatandaşlığa kabulü sebebiyle çıkan haklı tantanıyı izliyorum..12 Sene haksız yere cezaevinde yatan çıkıncada çürük raporu olduğu halde askere alınma isteğiyle karşılasınca öldürleceğinden endişelenip Sovyetler Birliğine kaçmak durumunda kalan bunun üzerine DP tarafından vatandaşlıktan çıkarılan büyük usta ölümünden 45 sene sonra vatandaşlığa buyur ediliyor RTE ve AKP hükümeti tarafından..ve AKP İzmir İl Teşkilatı gazeteye ilanı yapıştırıveriyor efendim yorumsuz aktarıyorum "Bizim çınarlı bir tepemiz var Nazım. Yargılandın. Hapis yattın. En kötüsü hiç anlaşılmadın. Sana Anadolu’da bir çınarın gölgesi bile yasaklandı. Özgürlük tutkunu İzmir, 6 Ocak’ta 50 yıldır beklediği haberle çalkalandı. Bakanlar Kurulu, aldığı kararla sana vatandaşlık hakkını, bize seninle vatandaş olma onurunu iade etti. Karara katkısı olanlara şükranlarımızı sunarız. Şimdi sıra mezarında. Bizim çınarlı bir tepemiz var Nazım." Bu tutum karşısında gülelim mi ağlayalım mı karar veremedim..Nazım'ın vasiyeti belli ama ailesi mezara zarar gelebileceği korkusuyla buna sıcak bakmıyorlar. Bir soru; dünyaca itibar gören saygıyla anılan bir edebiyatçının herşeyden önce iflah olmaz vatanseverin haklarını ölümünden 45 sene sonra iade etmiş  edebilmiş bir zihniyet bu üstadın naaşına gereken ihtimamı gösterebilecek mi dersiniz? Cevap; Sanmıyorum..Sivil darbe çalışmalarının yankısını azaltmak, oy toplamak  için Nazım Hikmet'i bile kullanmaktan geri durmayan zihniyeti şiddetle kınıyorum.. Bugünkü umutsuz postumu sevdiğim ve herkesin bildiğini tahmin ettiğim Nazım mısralarıyla bitiriyorum..

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum

Nazım Hikmet Ran

9/1/2009

Mutsuz ve Umutsuz Post

İsrail Gazzede pire için yorgan yakar insanlık dışı insan kıyımına devam ederken..televizyonda ,internette, gazetede kanlar içindeki çaresiz masum insanları çaresiz  seyrederken insanlığımdan utanarak..düşenin dostu olmazmış demeden edemiyorum zavallı yalnız Filistin halkının dramını izlerken..

Ergenekon ona buna konmaya devam ederken...bu ülkeye hizmet etmiş eğitim görevlileri, aydınlar, paşalar eften püften sebeplerle sözde şüphelerle bir bir cezaevine konar köşe bucak aranırken..laik Türkiye Cumhuriyetinin en sağlam kaleleri içten yıkılmaya başlamış...ötekileştirilen bizler kendimizi savunmasız ve ümitsiz hissettirilmeye ve de  sindirilmeye çalışılırken.. neydim dememeli ne olucam demeli türküleri çığırtılırken beri yakada..bunlarla meşgul edilme oyununa gelmiş kafam bunların ardında neler gizlenmeye çalışılıyor..şuan düşünmem gereken neleri düşünemiyorum bunları düşüne dururken demeden edemiyor..mamafih demekle kala kalıyor zira  öyle bir can derdiyle burun buruna getiriliyor ki varlığımız fikirlerimiz savunduklarımız ..başka bir şey düşünmeye mecal kalmıyor..fizyolojik güdülerle yönleniyor algılarımız..

Mutsuz ve umutsuzlaştırılıyorum-ruz çaresiz izleyiciler olarak..

Her kıssadan bir hisse çıkarmaya itiliyoruz..

Sessizleştiriliyoruz..Sekiz kere düşünüp bir kere konuşamıyoruz artık

Tepkisizleştiriliyoruz..

Oysa bugün umarsızca Antalya kaçamağımdan bahsetmeyi yeğlerdim ...Ilık güneşli pırıl pırıl havadan, gün batımından, dalgalardan, çitflikteki arap atından...

Bugün anlatamadığım kısa Antalya seyahatime ait resimleri aslifesli  flickr Antalya setinde bulabilirsiniz..

Daha mutlu ve umutlu bir günde daha güzel şeylerden yazabilmek dileğiyle..

Ben Küçükken..


Balerin olmak isterdim..


Motto
"Kör cehalet çirkefleştirir insanları.
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım var.
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye,
Birde söyleyene bakarım adam mı diye"
Mevlana

www.flickr.com
aslifesli's items Go to aslifesli's photostream

Seç Beğen Oku

Blogcu.com Arkadaşlarım



Blogcu ile yapıldı

Zühtü aslında bir zürafaydı!!
Neil Simon Theatre
Superbowl tickets Indians tickets

Main Type
Overall Self
Take Free Enneagram Personality Test