İçim Daralıyor..
Ne ayıp şeymiş laik olmak!
Daha önce de Turgut Özal etmişti aynı lafı: "Devlet laik olur, ama bireyler olamaz!" Şimdi de R. T. Erdoğan aynı şeyleri söylüyor. Büyük bir keşifte bulunmuş, ince bir felsefi ayrımın farkına varmış kişi edasıyla!
Demek istedikleri şu sanırım: Laiklik, devlet işleri ile din işlerinin birbirinden ayrılması ise, bireyin laik olması mümkün değildir, çünkü tanım gereği laiklik bireye değil, devlete uygulanan bir kavram olmaktadır.
Bu görüşü birkaç yönden savunmak mümkün değil sanırım. Birincisi, demokrasi gibi, liberalizm gibi, sosyalizm gibi.. laiklik de yönetim tarzına ilişkin bir kavramdır. Nasıl ki demokrasiyi savunan kişiye 'demokrat', liberalizmi savunan kişiye 'liberal' diyorsak, elbette laikliği savunana da 'laik' denecektir. (Hatta laikliği savunmada aşırı gidenlere 'laikçi' diyenler de olacaktır!)
İkincisi, 'laiklik' sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasından ibaret bir kavram değildir. Aynı zamanda 'dünyevileşme' (sekülerizm) anlamına gelir. Tarihsel gelişmesine bakılacak olursa, 'dünyevileşme', 'laiklikten' çok daha önce kendisini göstermiştir. Sanatta (resim, müzik, edebiyat alanlarında) dünyevileşme, dini konuların ve yaklaşımların daha az ele alınmasıyla belirdi. Eğitimde sekülerleşme (kilise dışı okulların yaygınlaşması), felsefede sekülerleşme (akla dayanan din dışı argümanların, rasyonalizmin yaygınlaşması), bilimde sekülerleşme (pozitivizmin, deneysel yöntemin benimsenmesi)...
Bütün bunlar sekülerizmin (dünyevileşmenin) yaygınlaşması ve benimsenmesi sayesinde gerçekleşmiştir.
'Laikliğe' gelince, laiklik, dünyevileşmenin siyasal alana yansımasından başka bir şey değildir. Kültürdeki, bilimdeki, felsefedeki sekülerleşmeden daha sonra ortaya çıkmıştır.
Değerli siyasetçilerimiz 'laik' olmayı biraz ayıp bir şey sayıyor olmalılar. İkide bir kalkıp, 'Birey laik olamaz, olsa olsa devlet laik olur' derken asıl söylemeye çalıştıkları şu olmalı, "Kusura bakmayın ey cemaati Müslimin, ben laik bir devletin başındayım, ama sakın yanlış anlamayın, kendim zinhar laik filan değilim! Seçimlerde bana oy vermeye devam edin, ilk fırsatta o devletin de icabına bakarız Allah'ın izniyle!"
Ve bu tablo yaşadığımız ve yaşayacağımız bunalımların özünü yansıtıyor olmalı: Laik bir devletin başında, cumhurbaşkanından başbakanına, bakanlarına, üst düzey bürokratlarına kadar laikliğe inanmayan, inanmak ne kelime, laiklikten utanan yöneticilerin bulunması. Neden inanmadıkları bir düzenin başına geçtiler ve geçirildiler, bu da bize özgü bir garabet olmalı!
"Hasbelkader bu mevkilerdeysek, sakın yanlış anlamayın, biz laik filan değiliz!
Kusurumuz affola!"
Ve laiklikten utanan bu insanlar, bir parçası olmak için çırpınıp durduğumuz Batı uygarlığının oluşmasında seküler zihniyetin oynadığı rolün farkında değil gibiler.
Sekülerizmi dünya tarihinden çekip çıkarın, geriye koskoca ve kapkaranlık bir ortaçağ kalır. Demokrasi, insan hakları, bilimsel, felsefi, kültürel gelişmeler, hepsi bir anda yok olur.
Topluma yol gösterecek liderlerimiz bunlar mı olmalıydı?
******************************************************
Hürriyet'te Bekir Çoşkun'un bugünkü yazısını da okumadan geçmeyin..Şapka devrimiı ne komik bir devrimdir diyenler olabiliyor ya hani..
Evet Sevgili Aslı yine bir gaza geldi olan biten karşısında..Laikçi Atatürkçü damarları kabardıkça kabardı keza yüreğide öyle..






