www.sansuresansur.org

« Bir Önceki Vızıldanma | Bir Sonraki Vızıldanma»

7/2/2008

Ben eksik kalmıştım

 

Sanırım birçoğunuzun mailine geldi aynı resim. Buyurun size çağdaş Türkiye'nin resmi...

 

 

Hani erkeklerin bu türban meselesine duyarsızlığını kabullenirim de kadınlarınkini kabullenmekte çok güçlük çekiyorum doğrusu. Neden bizlerden hiç ses çıkmıyor?? Eşlerinin yanında armut gibi oturan bez parçalarına bürünmüş bu zavallı kadıncağızlar hallerinden ne kadar memnunlar acaba??Mumya modeli gelinlikle dünya evine giren bu kız hiç dergi kapaklarında, filmlerdeki gibi bir gelin olmayı hayal etmedi mi acaba??Saçlarının tek bir telini erkeklere göstermenin günah olduğunu düşünen bu insanlara özgürlük verelim de üniversitelerde okusunlar belki bu çağdışı zihniyetten kurtulurlar mı diyeceğiz şimdi?? Tabii ki amaç bu değil karşı cephede..Kişilerin inançlarına saygıdan bahsedebilirsiniz ama kusura bakmayın ben bu derece anlamsız, mantıksız,yararsız,akılsız,fikirsiz mevzunun  bu denli uzatılmasına hayat memat meselesi haline getirilmesine çok gıcığım..Memleketin başka derdi kusuru yokmuş gibi milyonlarca insanı bu saçma bez parçası hakkında kafa yormak durumunda bırakmalarını kabullenemiyorum.. Bir de konunun Türbana özgürlük adı altında meşrulaştırılmaya çalışılması beni büsbütün deli ediyor..sen önce ülken insanlarının düşüncelerini özgür bırak..sonra bez parçası özgürlüğünü düşün... sen önce terör sorununu çöz ondan sonra türban de..sen önce AB ye gir sonra  tesettür de..ama deme yapma etme eyleme..neymiş Türkiye kutuplaşmışmış..kutuplaşmasın da ne yapsın??hayır efendim ben baş örtüsüne de başını örtene de karşı değilim ben o baş örtüleri ardında beyinleri, düşünceleri de örtme çabasındaki zihniyete karşıyım, ban başını örteni ahlaklı örtmeyeni ahlaksız sayan, erkekleri ırz düşmanı kadınları aciz ilan eden, eşinin, kızının başını zorla örttüren, kızını okutmayan ya da sadece iyi koca bulsun diye bir yere kadar okutan sonra da bunun suçunu türbana özgürlük yoktu diyerek laik Türkiye’ye atan, anayasamıza tecavüz eden, daha yargı, yürütme ve yasama arasında ki işlev farklılıklarını çözememiş, kabullenememiş, sindirememiş , ne oldum delisi,erkek egemen düşünce yapısına karşıyım...Hani ben bile artık memleket sorunlarından dem vurmaya başladım ya.. durum hakikaten vahim..

Sevgili Günlük,

Kızsal triplerimden usanmışsındır diyerek konu değiştirdim. Zaten artık trip yapacak bir mevzuda yok. Silkindim kendime geldim .Let it go yaptım. Ayrıca güldüm ama ittirip kaktırıp öyle geçtim.. Ağzım açık kaldı zar zor kapadım. Küçük dilimi yuttum güç bela  çıkardım. Aklımı kaçırdım sonra koştum yakaladım. Nokta.

 

p.s. Herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek açısından belirtmekte yarar var(aldığım birkaç yorum üstüne)..tabii ki aklımı kaçırmadım.gayet iyiyim...kimseye kızgın kırgın değilim..böyle yazmak hoşuma gidiyor yalnızca kimseyi yok yere telaşa endişeye üzüntüye gark etmek istemem.. herşey yolunda:) ve korkmayın bundan sonra siyaset konusunda ahkam kesme işini yine köşe yazarlarımıza bırakacağım:)yaşasın kopi peyst .bugün öyle bir esti geçti..

 

tuz ve biber demek istiyorum bir de..belki de o kadar kötü değildi..

 

 

11/1/2008

The Seamstress:)

 

> One day, when a seamstress was sewing while sitting close to a river,
> her thimble fell into the river. When she cried out, the Lord
> appeared and asked, "My dear child, why are you crying?"
>
> The seamstress replied that her thimble had fallen into the water and
> that she needed it to help her husband in making a living for their
> family.
>
> The Lord dipped His hand into the water and pulled up a golden thimble
> set with pearls.
>
> "Is this your thimble?" the Lord asked
>
> The seamstress replied, "No." The Lord again dipped into the river.
> He held out a silver thimble ringed with sapphires. "Is this your
> thimble?" the Lord asked. Again, the seamstress replied, "No."
>
> The Lord reached down again and came up with a leather thimble. "Is
> this your thimble?" the Lord asked.
>
> The seamstress replied, "Yes."
>
> The Lord was pleased with the woman's honesty and gave her all three
> thimbles to keep, and the seamstress went home happy.
>
> Some years later, the seamstress was walking with her husband along
> the riverbank, and her husband fell into the river and disappeared
> under the water.
>
> When she cried out, the Lord again appeared and asked her, "Why are
> you crying?" "Oh Lord, my husband has fallen into the river!"
>
> The Lord went down into the water and came up with George Clooney.
>
> "Is this your husband?" the Lord asked.
> "Yes," cried the seamstress.
>
> The Lord was furious. "You lied! That is an untruth!"
>
> The seamstress replied, "Oh, forgive me, my Lord. It is a
> misunderstanding. You see, if I had said 'no' to George Clooney, you
> would have come up with Brad Pitt. Then if I said 'no' to him, you
> would have come up with my husband. Had I then said 'yes,' you would
> have given me all three. Lord, I'm not in the best of health and would
> not be able to take care of all three husbands, so THAT'S why I said
> 'yes' to George Clooney.
>
> And so the Lord let her keep him.
>
> The moral of this story is: Whenever a woman lies, it's for a good and
> honorable reason, and in the best interest of others.
>
> That's our story, and we're sticking to it.

15/12/2007

Ademler ve Havvalar :)

11/12/2007

Dikkat Köprüden Önce Son Çıkış!

 

 

 

Yoksa köprüden önce son çıkışı kaçırdınız mı? İyisi mi yola çıkmadan hangi yakada kalmak istediğinize iyi karar verin zira köprüyü geçikten sonra geri dönmek hiç kolay olmuyor..Sık sık yolunu kaybeden,yer-yön merfumu gelişmemiş ve iki yoldan mutlaka yanlış olanına sapma eğiliminde biri olarak bu tabelayı her görüşümde komik bir şekilde strese girdiğimi hissederim..

5/11/2007

Havadan Sudan..

 

Alın işte kış yine geldi çattı..Bu sabah iş yerine gelmem 1 saat 20 dakika kadar sürdü..dur kalktan içim dışına çıktı..resmen yol tutu..sersem bir şekilde güne başladım..Çift kat çorap sezonumu resmen açmış bulunuyorum…güzel topuklu ayakkabılarımla vedalaşıp ayaklarımı kat kat çoraplar eşliğinde bahara kadar botlar içine hapsedeceğim..soğuk alerjisi olmayıp kışın ortasında kendilerini sandaletlerle dışarı atabilen kızları çok kıskanıyorum!!

 

 

Spor programına düzenli olarak devam ediyorum ve olumlu sonuçlar almaya başladığımı hissediyorum..Annemle spor programımı destekleyici alternatif bir çözüm daha bulduk ama onu şimdilik gizli tutmak niyetindeyim..hayata geçirip sonuçları aldığımda sizlerle paylaşabilirimJ Sürekli kilo muhabbeti yapan kızlardan biri olmak istemiyorum ama aldığım iki kiloyu verene kadar sizlere bu konuda yakınmaya devam edeceğim ne yazık ki..Benim kadar yemeğe  düşkün bir insanın aynı zamanda formda kalmaya çabalaması çok trajik …Dün akşam Vappiano’da da söylediğim gibi kilo almak gibi bir kaygım olmasa her gün makarna ve pizza ile beslenmekten (İtalyan mutfağına hayranımJ) gün aşırı Manolya pastanesinin profitrollerinden yemekten, sabahları kaşık kaşık nutellaları mideye indirmekten, her gün 2-3 bira içmekten kesinlikle sıkılmam...Aşağıdaki resim çikolata ve nutella aşkımı ifade etmek için çok güzel bir örnek..

 

 

Bu hafta sinema programımızı aksattık..İlk fırsatta Kefaret’i izlemek için sinemaya gitmek istiyorum..Bu arada filmin orijinal adı “Atonement”…ben Kefaret çevirisini pek beğenmedim..tamam sözlük anlamı bu olabilir ama bence  kulağa oldukça itici geliyor..neyse tazminat diye çevirmediklerine şükretmek gerek demek de mümkün..

 

 

Bu aralar annem , babam facebook keşiflerindeler..3 kızları da bilgisayar ellerinde facebook a kilitlenince onlar da duruma vakıf olmaya karar verdiler..artık evdeki facebook turlarımız anne babanın meraklı bakışları ve soruları eşliğinde gerçekleşiyor..bu arada babam insanların sevgilileriyle fotoğraflarını koymaları konusuna biraz takık...özel hayatın bu kadar ortada yaşanmasına karşıymış..hani diyor ;eşin değil ki hayatında gelmiş geçmiş  herkesin bulunduğu sanal  bir ortamda  sevdiceğinle çekilmiş samimi fotoğraflarını ,ilanı aşklarını, samimi konuşmalarını (bunları eşin de olsa koymamalıymışsın)  yüzlerce insanla paylaşmaya ne gerek var..bir bakıma haksızda sayılmaz  ama ben internetin bir anlamda toplumsal değerleri değiştirdiğine, tolere edebilme sınırlarını arttırdığına, özel yaşamı şeffaflaştırdığına inanıyorum..fikrimce bu çok da kötü değil..öte yandan  günün neler getireceğini kimse bilemez....ama hayatta neyin garantisi var ki bunun olsun?? babayı bu konuda ikna etmek pek mümkün olmayacağı için konu hakkındaki beyanlarını duymazdan gelmeyi tercih ettim dün gece..

 

Ben Küçükken..


Balerin olmak isterdim..


Motto
"Kör cehalet çirkefleştirir insanları.
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım var.
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye,
Birde söyleyene bakarım adam mı diye"
Mevlana

www.flickr.com
aslifesli's items Go to aslifesli's photostream

Seç Beğen Oku

Blogcu.com Arkadaşlarım



Blogcu ile yapıldı

Zühtü aslında bir zürafaydı!!
Neil Simon Theatre
Superbowl tickets Indians tickets

Main Type
Overall Self
Take Free Enneagram Personality Test